Okuyanlar Anlatıyor

Motorsikletini Satıp Uçak Bileti Alan Çılgın Bankacı Anlatıyor :)


tufanyazgann / Mayıs 09, 2021 / 281 Görüntüleme / 0 Yorum

Merhaba SupStranger üyeleri,

Çocukluk hayalim olan Avustralya'yı görmeyi çok istiyordum. Sydney'in Disneyland gibi harikalar diyarı olduğunu hayal ederdim :) İlla bir gün yurtdışına gideceksem bunun Avustralya olması gerektiğini düşünürdüm ama maalesef ilk orası olmadı tabii. Onu da başka yazıda anlatırım. 

Yıl 2016 yaş 27 ben bir devlet bankasında ticari portföy yöneticisi olarak çalışırken yaşadığım bir olay benim hayatımın dönüm noktası oldu. Ve dedim ki ne işin var burada? Bu anlamsız sistemde, silkelen ve yolunu çiz !! Akabinde hemen müdürün yanına gittim ve dil eğitimiyle ilgili olarak ücretsiz izin istedim. O da sağolsun anlayışla karşıladı ve onayladı. Hemen okulu arayışına girdim ve maliyet hesapları yaptım dersem yalan olur çünkü yaşıtlarımın düğünleri ve çoluk çocuğa karıştığı bir dönemdi. Mahalle baskısının pik yaptığı “yaşıtların evlendi sen hala gezmek peşindesin” “ne işin var oralarda mis gibi devlet memurusun (değildim ama olsaydım farketmezdi) al bi ev kredisini öde çoluk çocuğa karış” eleştirileri içerisinde bu zor kararı verebildim. 

Elimde 4,5 yıllık bankada çalışıp kenara artırdığım birikimim vardı ve o para 6 aylık dil okulunun bedeli ve 1 aylık geçimime yetiyordu. Uçak biletini alamıyordum yani :) 

Satabileceğim tek varlığım motorsikletimdi. Hikaye de böyle başlıyor aslında çok zor bir karardı benim için. Bu hayal için motorsikletimi sattım. Motorsikletini satan bilge :) Motorsikletimin parasıyla da sadece Avustralya'ya gidiş bileti alabiliyordum yani gitmek var dönmek yok :) He bu arada ingilizce seviyem ise “are you cola?, are you disco?” bile değildi :D

Yine de bu hayalimi gerçekleştirecektim kararımı vermiştim bir kere. Her şey ayarlandı ve uçağa binme günü geldi çattı. Annemden ve babamdan ayrılmak bana çok koymuştu. Bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim gerçekten. Bu yaşadığım üçüncü yoğun duygusal ayrılmaydı. Neyse tabi bu arada içim kıpır kıpır. Uçağa bindim ve toplamda 22 saat Doha AKTARMALI uçuşumuza hoşbuldum :) Eee aktarmalı uçuşta ne var dediğinizi duyar gibiyim :) Ben ilk kez aktarma yapıyordum üstelik yabancı ülkede yes-no modunda :) Doha'da wifi yi açarak Allah'ım ne olur wi-fi olsun, google translate kullanarak ‘şu numaralı kapıya nasıl giderim?’ ingilizce nasıl soracağımı öğrenmem lazım :) Tamam haklısınız, bunu uçağa binmeden düşünmeliydim. Ama ne yapayım o kadar kısa sürede karar verip tezcanlılıkla hayalime kapılınca unutmuşum. 

Neyse kapının ‘gate’ olduğunu uygulamalı olarak orda öğrendim ve asla unutmadım :) Aktarma yapacağımız kapıdaki sıraya girdim en az 10 kişiye sormuşumdur doğru sırada mıyım diye :) Çünkü orda kalırsam 2. fişeğim yok :D Yani yeni uçak bileti alıp gitme ihtimalim yok :) Ve bilet kontrolünden sonra o kadar rahatladım ki anlatamam. Sonra karşıma ne çıksa beğenirsiniz; dünyanın en büyük uçağı 2 katlı Airbus A380 :) şaşkınlığım bitmek bilmiyordu :) Uçağa bindim ve inanılmaz rahat koltukları vardı gerçekten :D Uçak havalandıktan sonra da şu düşünce oldu, acaba ben rüyada mıyım? Gerçekten gidiyor muyum Melbourne'e?

Sağlıkla kalın, bir sonraki yazımda da Melbourne'deki maceralarımdan bahsedeceğim :)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

*E-Posta adresiniz gösterilmez.

Oturum Aç

Şifremi Unuttum

İçeriği Şikayet Et